Kalamış’dan Hatıralar


 

KALAMIŞ’DAN HATIRALAR

Yarım asırlık kulübümüzde bir çok hatıralar biriktirdik… Nice bestelere ilham kaynağı olduk… Şimdi ise bu anılarımızı paylaşmak ve hatıralarımızı, yaşanmışlıklarımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz.

İçerisinde Kalamış ve kulübümüz geçen anılarımızı info@kalamisyelken.com.tr adresine gönderin, yayınlayalım !

 

 

Esin Şahinbozkır‘dan


” Kalamışta kar yağdığında herkes kulüpte olurdu. Bir gece rahmetli Ercan Abinin triportörünü resmen çalıp, arkasına da merdiven bağladık. Merdiven oldu bir kızak, ver elini Fenerbahçe.. Sokak sokak bağırış çağırış gezdik. En son rahmetli Sadi’nin evinin önüne gidip avaz avaz Sadi çık dışarı diye bağırdık.. Ama Sadi içi gittiği halde izin alamayıp gelememişti.. Hey gidi günler hey…! “

 

“Sinyor Pari”nin evi Kalamış Koyuna bakan üç katlı bir evdi. Alt katta oturma odası arkada mutfak yanda dışarıdan da kapısı olan Pari”nin atölyesi. Pari”nin bilmediği iş yoktu demek daha doğru olacak. Tabiattakı otların adlarından ne işe yaradıklarından,tamirata her türlü işe de eli yatardı. Ben 16 yaşındaydım. Sevgili arkadaşım Sinyor”un torunu Rita da benimle aynı yaşta. Öyle iyi arkadaş olmuştuk ki yazın gelmesini ve Rita”nın İtalyadan gelmesini iple çekerdim. Günlerimizi hep beraber geçirirdik. Sabah Pari nin ahşap kayığını alırdık Can Yolaç ( Has ) gelir kürekleri o çeker Dalyan”a gider denize girerdik. Sonra tekrar ver elini Kalamış Koyu.. Madam Pari”nin muhteşem yemekleri İtalyan Kültürü ile ilk tanışmam o evdedir. Tercümesi “ağzıma Zıpla” olan köfte , spagettiler. Bazen Sinyor Kalamış Yelkendeki optimistçileri doyurmak için bir tencere makarnayı alır kulübe götürür, çocuklar denizden dönmüşler açlar karınlarını doyururlar Pari mutlu.. Biz Rita”ya gezmekten, Kalamış Yelkende kıkırdamaktan o kadar mutlu olurduk ki bazı geceler evden izin alıp onlarda kalırdım.Bir gece kulüpte disko var. Pari bizi kulübe göndermiyor. Yatın diyor. Rita da tamam nonno buone notte biz yatıyoruz diyor ve ben üzgün kös kös yukarıya çıkıyoruz. Rita fırlamanın teki .. Boşver dedem şimdi uyur biz kaçarız  üzülme diyor. Biraz oyalanıp aşağı iniyoruz tam pembe panter gibi ayaklarımızın ucunda tüyme çabasındayız. tam merdiven bitip bahçeye çıktığımız anda Pari bir sandalyeye oturmuş duvara dayanmış karanlığın içinden bize eğiliyor ve bağırıyor ” KAZ KİZLAR ” Rita seneler önce ani bir kalp kriziyle aramızdan ayrıldı. İtalyanca şarkı duyduğumda aklıma gelir şarkıyı bana tercüme edişi ve o tercüme sırasında bilmediği kelimeleri kendi komik anlatımıyla benim anlamam için çırpınışı. Nurlarda yatın canım Rita, Sinyor ve İlda…”

 
 
 
“Kalamış tatlı huzuru bulmak isteyenlerin halen mekanıyken, bizler 20 li yaşlarımızdayken, Kalamış Yelken herşeyiyle minicik salonu, duvarına gömülmüş kupa dolabıyla, dolabın üzerinde Ahmet Gogen yazan cilalı ahşap dekoru ile, yanan kocaman sobasıyla herşeyiyle bizim iken..
Kulübün yönetimi içimizden birilerine kulübün dekor işini vermiş. Ellerdeki imkanlarla ve işi devrettikleri kişilerin zevkiyle salon dekore edilmiş. Dekor dediysem o zamanların hanımlarının her ayın ilk falanca günü diye tariflediği kabul günlerinin vazgeçilmez dekoru .. (!) Perdeler fırfırlı tül, tüller iki tarafa ayrılmış ortasından sıktırılmış.. Bir tarafta kuş kafesi askısı içinde muhabbet kuşu var mıydı yok muydu ? şu anda hatırlayamadığım ama sonuçta bir komik hal.
Akşamüzeri Başak aradı gece kulübe gel ,hepberaber olacağız dedi. Aylardan Ocak veya Şubat yani soğuk içimize işliyor. Anlam veremiyorum ama maksat Kalamışta arkadaşlarla olmaksa tamamdır. Dolmuş otobüs Kalamıştayım.
Soba yanıyor. İzzet üzerinde çizgili pijaması, Başak geceliği üzerinde yün bir yelek , her ikisinin ayağında da terlikleri, bir tarafta siyah beyaz televizyon , sobanın etrafına geçmişler çıt çıt çekirdek yiyorlar. Ben içeri girer girmez kahkahayı patlatıyorum. Birkaç kişi daha var onlar da gelip bu matrak görüntüyle dalga geçiyorlar. İzzet ve Başak”ta tık yok büyük bir ciddiyetle adeta ne gülüyorsunuz ? diye bize bakıyorlar. O sırada içeriye Hüseyin Kozluca giriyor.
Biz hala gülüyoruz. Kozluca manzarayı görüyor ama ne gülüyorsunuz ? diye bizi azarlıyor. Ona gülüyoruz zannediyor.
Bir espriyi anlatmanın dayanılmaz tatsızlığı ile durum anlatılmaya çalışılıyor…”
“Sinyor Pari Bir İtalyan Subayı . Savaş sırasında Türkiyeye gelmiş  Kalamışı görüp vurulmuş . Hemen deniz kıyısında bir ev alınmış. Kızları İlda, Bruna damatları Piero, Pino ve karısı Madam Talya , torunları Dino ve Rita . Rita benim en iyi arkadaşımdı. Yazlarım o Kalamıştaki evde geçti dersem yalan olmaz. Sinyor Pari müthiş bir adamdı. Bilmediği birşey yoktu. Doğadaki otlardan tutun , marangozluğa, yelkene kadar.. Kalamış Yelkenin kurucularındandır. Kalamış gençliğine çok emeği vardır. İtalyan yemeklerini biz o evde tanıdık.. Binbir çeşit spagetti, tercümesi ağzıma zıpla denilen köfteler..yarıştan dönen çocuklara koskocaman bir tencerede domatesli spagettiler.. Denizde acıkmış çocuklar arasan bulunmaz bu muhteşemliğe dalar karınlarını doyururdu. 
Kapının hemen önünde Sinyor’un ahşap kayığı dururdu kayığın Seagull marka motoru vardı ama bir bir kere bile motorla gezememiştik. Çünkü ona benzin alacak paramız hiç olmazdı ki.. Sabahları Can Yolaç ( Has) gelir, kayığa atlar dosdoğru Dalyan’a giderdik. Yüzer , güneşlenir, arkadaşlarımızı görür bazen denizin ortasındaki köfteciden  köfte ekmek yer ve akşam Kalamışa dönerdik.
Bazı geceler KYK da disko olurdu. Bir gece Ritayla diskoya gidelim dedik Sinyor Pari bize izin vermedi.  Ritacığım ” boşver o uyuyunca kaçarız ” dedi. Buone notte nonno ( iyi geceler büyükbaba ) diyerek Yukarı çıktık. Bir saat bekledik ve sonra pembe panter gibi indik merdivenleri tam bahçeye çıkıyoruz ki bir sandalyeye oturmuş, sırtını duvara dayamış Pari karanlıkar içinden bize ” KAZ KİZLAR ” deyince  kös kös odamıza dönmüştük. Sinyor Pari, Madam Talya, İlda ve Ritacığım umarım nurların içinde, huzurlu bir yerlerdedir ..Çünkü ne Kalamışta ne de bu ülkede huzur kalmadı…”